http://cahidejibek.wordpress.com/
Çok yer değiştirdim biliyorum,çok evde taşımıştım ben ve halada taşınmaya devam ediyorum.Geçen gün ev sahibim "oğlum gelecek çıkın" dedi.Tam "Sen hemen kimi çıkartıyorsun,çocuk oyuncağımı bu?" demek için içeri dalacaktım ki;sevgili eşim tamam deyivermiş:(
Ne diyeyim,şimdi adamımla kavga mı edeyim? Yoo hiç gerek yok çünkü ben taşınmaya doğduğum zaman başlamışım.Hayatımda en çok 8 yıl kalmışım aynı yerde.Kaderimde hep taşınmak olmuş...
Birazda alışkanlık yapıyor sanırım,sonraları aynı yerde uzun müddet kalamıyor hep yer değiştirmek istiyorsunuz:)
Son günlerde bloglar arası taşınmalarımız meşhur:)
Ama bu kez öyle değil inanın,
jibek'in bloguma ve hayatıma girmesi benim için en mutluluk verici olaylardan biri.Benimle yazmaya başladıktan sonra desteğini hiç esirgemedi.hep yanımdaydı sağolsun.Allah herkese böyle bir ortak ve dost nasip etsin.Son günlerde yaşadığım olumsuzluklarda da yine hep yanımdaydı.Telefon etti, mail attı Allah razı olsun...
Yalnız kendisi yazmaya başladığından beri bir sorunumuz vardı.Aynı yazma panelini kullandığımız halde,o yazılarını eklerken zorluk çekiyordu.Hele resimleri büyütmek...Tam bir sıkıntı oldu.Bütün yazılarında mutlaka müdahale etmek zorunda kaldım çünkü olmuyordu.
Siteye geçmek isterkende hem daha kaliteli bir yer olur,hemde jibek yazılarını daha kolay yazar diye düşünmüştüm.Maalesef elimizde olmadan bundanda vazgeçmek zorunda kaldık...
Ayol ben mi çok arsız biriyim yoksa bu gerçekten basit bir olay mı anlamadım:)
Hiç dert edesim gelmiyor niyeyse:)
Kendi aramızda "tamam" dedik "burada devam edelim".Ama o gün Jibek'in son yazısını tam 7 kez tekrar yazmak zorunda oluşu bardağı taşıran son damla oldu.
Site olmazsa yeni bir blog ama mutlaka daha iyi bir yere geçmemiz şarttı.
Aylardır Cahidenin elleri çatısı altında belkide gölgesinde kalan canım ortağım,kendi ismininde içinde bulunduğu bir yeri çoktan hakediyordu.
Bu yüzden hem benim,hemde onun isminin geçtiği,yani eşit şartlarda olduğumuz bir blog açtık.
Burası bu şekilde uzun süre kalacak inşaallah.
Bizi en çok sizin anlıyabileceğinizi düşünüyorum.Sizi ordan oraya sürüklemek bizide çok rahatsız etti fakat işi uzatmadan kararımızı verelim istedik.
Bu aralar hiç müsait olmasamda yakın zamanda bütün dostlarımı ziyaret edeceğim inşaallah.
Bu kez inşaallah son! Artık burada yazacağız.
http://cahidejibek.wordpress.com/
KADERİMİZ TAŞINMAK:))
Bu kayda verilen bağlantılar Etiketler: Hayatın içinden
Künefe / Kunafah
Püf Noktaları:
*Künefe piştikten sonra keserken dağılmaması için kadayıfı, telşehriye kadar ufak kesmelisiniz. (Resim 1).
*Peyniri yayarken alttan kadayıfla görünecek şekilde tepsiden yarım parmak içeriye yayın, tepsinin duvarına değecek şekilde yayarsanız pişerken peynir yanar. (Resim 2).
*Künefeniz ince olmalı ve mutlaka ocak üzerinde kısık ateşte çevirerek pişirmelisiniz. Fırında pişirirseniz içindeki peynir kaynarken kadayıf tellerini üste iter ve kalıp gibi bir künefe elde edemediğiniz için keserken dağılır. (Resim 3).
*Sıcak künefeye soğuk şerbet döküp 5-10 dk. dinlendirdikten sonra ılık servis yapılır.
* 350 gr. tel kadayıf.
* 250 gr. tereyağı.
* 2 yemek kaşığı Ghee yağı.
* 250 gr. mozerella peyniri (kaşar peynire benzeyeni değil, orjinal beyaz yumuşak ve su içinde paketlenmiş olanından).
* 3 yemek kaşığı taze lor.
* 3 yemek kaşığı irmik.
* ½ su bardağı süt.
* Süslemek için şamfıstığı ve kaymak
* 2 su bardağı su
* 2 su bardağı tozşeker
* 3 damla taze limon suyu
*Yapılışı:
*Fazla koyuca olmayan bir şerbet hazırlayıp soğumaya bırakın.
*Süt ve irmiği puding kıvamından biraz daha suluca hazırlayıp soğumaya bırakın.(bu puding peynirin kadayıfa daha iyi yapışmasını sağlayarak, keserken dağılmasını engelliyecektir, merak etmeyin künefenin tadını bozmuyor hâtta hiç farkedilmiyor).
*Telkadayıfları, telşehriye ufaklığında kesin.
*Eritilip ılıtılmış tereyağı ve ghee yağını azar azar ilave ederek, parmaklarınızla fazla ezmeden yedirin.
*Kadayıfın yarısından fazlasını teflon tava veya kadayıf tepsisine eşit kalınlıkta yayın.
*İki avucunuzla üzerine iyice bastırıp sıkıştırın.
*Elinizle ezdiğiniz mozerellaya taze loru, ve irmikli pudingi ilave ederek birbirine yedirin.
*İç malzemeden parça parça alarak, tepsinin kenarına değmeyecek şekilde kadayıfların üzerine eşit kalınlıkta yayın ve üzerini bastırmadan elle hafifçe düzleştirin.
*Kalan kadayıfları da küçük parçalar halinde alarak peynirin üzerini örtün ve hafifçe elle düzeltin, bastırmayın.
*Ocağı kısığına açın (benim ocağımın ayarını 12ye 20 var gibi ayarladım)
*10 saniyede bir çevirerek 20 dk. pişirin. (spatula yardımıyla hafifçe kenarından kaldırıp kızarıp kızarmadığını kontrol edebilirsiniz, kenarları tam kızarmamışsa bile ortasının daha fazla kızardığını unutmayın)
*Düz bir tabağa ters çevirip diğer yönünü daha az süre ocakta tutarak pişirin.(bu kısmın kadayıfları az olduğu için çabuk kızarıcaktır, dikkat edin peyniri yakmayın).
*Sıcak sıcak servis tabağına aldığınız küneye soğuk şerbeti dökerek 5 dk. dinlendirdikten sonra servis yapabilirsiniz. Şifalar olsun:) Özlediğimiz tatları evde yapabilme imkânımız olduğu için sonsuz şükürler olsun...
Bu kayda verilen bağlantılar Etiketler: JİBEK'İN TARİFLERİ , TATLILAR , YÖRESEL YEMEKLER
Kenger kavurması ve kengerler
Selamün aleyküm kardeşlerim,canlarım
Cumanız mübarek olsun,Rabbim cumanın bereketinden ziyadesiyle nasiblenen,şu mübarek günün kadrini,kıymetini bilenlerden eylesin.bu günümüzü ziyan ettirmesin inşaallah.(amin)
Amr b. Avf el Müzenî (r.a.)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü bir saat vardır ki; Kul Rabbinden ne isterse Allah mutlaka ona o isteğini verir.” Ey Allah’ın Rasûlü o saat hangi saattir dediler: Buyurdular ki: “Cuma namazı için kamet getirilmesinden başlayıp namazdan çıkma zamanına kadardır.” Tirmizi (Muvatta, Cuma: 7)

Kenger kavurması yaptım
Benim için sadece dinlediğim bir anıydı kenger otu.Taa ki Kızıltepe‘ye gelene kadar….

Kamyonlarla kenger gelip satıldığını görünce hayret ettim.Şu 15 günlük süre içinde insanlar çılgınlar gibi kenger topluyor,satıyor ve yiyor…
Bende ilk kez denedim.Gerçekten babamın methettiği kadar varmış.Çok lezzetli, çok farklı bir tadı var.Egede sarmaşık otu vardır,onun tadını hatırlattı bana…
Nasıl yaptım?
Ayıkladım,dikenlerini kestim.Bir büyük soğanı doğrayıp pembeleştirdim.Yıkayıp küçük doğradığım kengerleri içine attım ve pişirdim.Pişince üzerine yumurta kırdım.Hepsi bu kadar.

Haa birde gencin kıyafetine bakıpta burayı çok soğuk bir yer sanmayın.Sıcak memleketin insanı hafif bir serinlik görse hemen kat kat giyinmeye başlıyor.Bizim için hafif serin,çok güzel bir gündü aslında
http://cahidejibek.wordpress.com/
Bu kayda verilen bağlantılar Etiketler: ANA YEMEKLER , KOLAY YEMEKLER
Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Cilt Bakımı (1)
Baharın müjdecileri olan kuş cıvıltılarıyla uyanmak, taze çimen kokusunu teneffüs etmek, sincapların telaşlı koşuşturmacalarını keyifle izlemek, ağaçlardaki yeşilli beyazlı tomurcukların tebessümüne şahit olmak bana, yeniden dirilişi hatırlatıyor. Her yaradılışta olduğu gibi baharın yeniden canlanması da, bize özümüzü hatırlatan ve hayranlık uyandıran bir âyet değil midir? “Ölü toprak da onlar için bir ayettir.Biz onu (yağmurla) canlandırdık ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar.” (Yâsin/33).
Toprağın, ilâhi izinle bereketlenmesini, süslenmesini, tüm canlıların hizmetine sunulmasının gayesini tefekkür edenlerden olalım inşâallah.
Haydi öyleyse hanımlar! bu uyanışa bizlerde eşlik edelim, kâlbi ve ruhi uyanış çabamız başta olmak üzere bedenimizi de bilinçli bir şekilde canlandıralım.
Eğitimini aldığım cilt bakımı ve masaj ile ilgili bilgileri ve geçmiş yıllarda asistanılığını yaptığım, uzman estetisyen Gülten Şenşafak hocamın engin bilgilerinden faydalandığım, güzellik salonunun nezih ortamında edindiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisinin şuanda hocalık yaptığı yer olan, Zeytinburnu İsmek’e giderek Sağlıklı yaşam, cilt rahatsızlıkları, bitkisel tedavi, masaj yağı, tonik, losyon, tentür ve krem yapımı ile ilgili bilgi edinmek isterseniz severek yardımcı olacağını düşünüyorum. Ayaklı kütüphanem:) canım hocama buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Allah ondan razı olsun.
Öncelikle, güzellik ve bakım konusunu tanımlayarak başlayalım. Cilt bakımı denildiğinde akla ilk gelen şeyler: pahalı kremler, kozmetikler, cerrahi müdâhaleler, haram menşeili (anti-aging) gençleştirici formüller, bitkisel bakım adı altında “doğa-tabiat ana! ” olarak adlandırılan saçmalıklardan bahsetmiyorum. Bilâkis, bize bahşedilen emaneti beğenmemek- değiştirmek yerine (hâşa), verdiği nimetin kıymetini bilerek orjinale sonsuz saygı ve hayranlık duyarak bakımını helâl çerçevesinde sağlıklı doğal yollarla koruma gayreti içersinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Rabbim hepimizi en makbûl güzellik olan, ahlâk güzelliğiyle süslesin. amin.

Tüm dünyada marka olmuş birçok firmanın da artık, kimyasallıktan uzaklaşıp meyve sebze özlerine ve bitkilere yöneldiğini görüyoruz. Doğal ürün konusundaki çok önemli ince ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Her doğal ürün helâl demek değildir! hücre yenileyici, kıvam arttırıcı, antioksidan ve vitamin-mineral içeriğinden dolayı kullanılan ve ”doğal yollardan” elde edilen bu hammaddeleri affınıza sığınarak yazıyorum:( plesenta, sperm, goril sümküğü, yılan zehiri, idrar, inek gübresi, domuzun midesinin zarı, balina kusmuğu, kuş pisliği gibi akılalmaz katkılar kullanılmakta!!! Tepki göstermek bir yana, güzelleşmek uğruna bunlara faiş fiyatlar ödeyen hanımlar olduğu sürece, kozmetik firmalarının rekabet hırsı bakalım daha nelere el uzatıcak!
Amaç güzelleşmeye çalışmak değil, sağlıklı ve bakımlı olmaktır , zirâ sağlıklı cilt, ışıltısıyla canlılığıyla zaten güzel görünür.
Cilt bakımını doğru ve sağlıklı yapabilmeniz için önce cildinizi tanımalısınız. Cildimizi dış etkenlerden koruyan en üst yüzey (epidermis) tabakası sağlıklı ise ayda bir kendini yenilemesi gerekiyor. Biz farkında olmadasak bile, Allah’ın Hâyy sıfatı tecellisi ile tüm vücudumuzun cildi yenileniyor, alttan yeni deri oluşuyor.
Cilti tipi analizinizi pratik bir yöntemle kendiniz yapabilirsiniz. Epidermisteki sebum dengesi yani cilt tipinizi belirleyen yağ tabakacıklarınıı görebilmek için yapmanız gereken test çok basit. Yumuşak bir kağıt mendilin tek katını açın, banyo yaptıktan 2 saat sonra tek kat mendili yüzünüzün tamamını kaplayacak şekilde yerleştirin, parmak uçlarınızı yüzünüzde gezdirerek hafif hafif baskı uyguladıktan sonra mendili kaldırıp bakın:
Yağlı cilt: Kâğıt mendilin hertarafında yağ lekecikleri yani sebum oluşur. (Cildin genel görünümü parlak, yağlı, gözenekleri geniş ve içi dolu, sivilce oluşumuna meyilli, ph değeri düşük bir cilt tipidir).
Karma cilt: Kâğıt mendilin, alın, burun ve çene kısmında yani, ”T bölgesinde” sebum oluşur, yanak kenarlarına denk gelen kısım kuru kalır. (T bölgesinde siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir.Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır).
Kuru cilt: Kâğıt mendilin hiçbiryeri lekelenmediyse kuru cilde sahipsiniz demektir. (İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır). Ayrıca kuru cildin bir diğer çeşidi ise ”su kurusu cilt“‘dir. Bu Susuz cilt : Cildin kuruluğu gözle görülür düzeyde elastikiyetini kaybetmiştir. Özellikle menapoz dönemi sonrası daha sık rastlansa da, yağ ifrazı, doğal nemin kaybı, aşırı rüzgâr ve güneşe maruz kalmak gibi faktörlerden dolayı zaman zaman genç ciltlerde de oluşabilmektedir.
Olgun Cilt : Hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır.
Hassas ciltler: Görünümü ince ve şeffaftır, gözenekleri küçüktür, kılcal damarlar yüzeye yakın olduğu için çabuk kızarır ve alerjik tepkiler gösterir.
Günlük cilt bakımı:
1-Sabah ılık su ve cilt tipine uygun bir sabun, jel veya köpükle cilt temizlenip kurulanır.
2-Pamukla tonik sürülür. (Toniğin önemi: yıkamış olmamıza rağmen cilt tamamen temizlenmiş olmaz. Tonik, bazı kir ve keratin pulları gibi erimeyen maddeleri temizler. Gözenekler kas yapısına sahip olmadıkları için gözenekler açık kalır. Tonkik, gözenekleri sıkıştırmada önemli bir faktördür).
Her cilt titpine uygun, gözenek sıkıştırıcı ve yatıştırıcı tonik tarifi: Yarım çay bardağı sıcak içme suyuna 1 tatlı kaşığı kekik ilave edin ve ağzı kapalı olarak 10dk. demleyin. Yarım çaybardağı gülsuyuna, demlenen kekiksuyunu süzerek ilave edin ve çalkalayarak kullanın. Dilerseniz toniğinizi karabaşotu, ısırgan otu, paptya ve lavanta ile de zenginleştirebilirsiniz. Bu bitkiler antiseptik özelliğinden dolayı ciltte mikrop üremesini engeller.
3-Cilt tipinize uygun bir nemlendiriciden fındık kadar alarak boyun ve yüz bölgenize parmak uçlarınızla masaj yaparak yedirin.

Hayatcemresi ablamızın pullanan cilt ve Tuba kardeşimizin göz altı morlukları sorularını da kısaca geçemeyeceğim için aflarına sığınarak haftaya bırakıyorum inşallah.Hayrla ve güzelliklerle dolu bir haftaya başlamanız duası ile en güzele emanet olun:)
Bu kayda verilen bağlantılar Etiketler: CİLT BAKIMI DOĞAL GÜZELLİK , SAĞLIK
Fırın poşetleri zararlı mı?
Arkadaşlar bu soruyu bugün yayınladığım fırın poşetinde tavuk kanadına yorum yapan Sevgiden esintiler adlı blogun sahibi Sevgi arkadaşımız sormuş.Ben bugüne kadar bu zararlı mıdır diye doğrusu hiç düşünmemiştim.
Aliminyum folyoların zararını öğrendik ama plastik fırın poşetlerine hiç değinilmemişti.
İnternette konuyla ilgili epeyce araştırma yaptım.Fakat açıkçası tatmin edici bir bilgiye rastlamadım.Yalnız şurada plastiklerin zararlarıyla ilgili yazılmış bir yazı vardı.
Bu yazının içinde zararlı madelerden bahsedilirken,BPA diye bir maddeden bahsedilmiş.bu maddenin zararlı olup olmadığı konusunda ihtilafa düşmüşler.Kanada’da BPA toksin olarak açıklanmış ve biberonlarda kullanılması yasaklanmış.
Bu madde ketçap şişelerinde,meyve suyu şişelerinde ve fırın poşetlerinde de kullanılıyormuş.
Doğrusu bunu öğrendikten sonra ben fırın poşeti kullanmamaya karar verdim inşaAllah.Madem ki dinimize göre şüpheli şeylerden kaçınmamız gerekiyor,fırın poşetlerinide şüpheli olduğu için evimizden uzak tutmalıyız diye anladım.Daha doğrusunu bilen varsa lütfen bilgilendirsin.Sevgi arkadaşıma bu konuyu farkettirdiği için çok teşekkür ederim.Allah ondan da cümlemizden de razı olsun.
Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz
Bu kayda verilen bağlantılar Etiketler: SAĞLIK